DİKKAT EKSİKLİĞİ, HİPERAKTİVİTE

DEHB çoğunlukla genetik faktörlerin yanı sıra gebelik, doğum ve doğum sonrası bebeği etkileyebilecek bir takım nedenlere bağlı olarak oluşan nöropsikiyatrik bir bozukluktur.

DEHB kişinin yaşına, içinde bulunduğu sosyal çevresine ve yaşadığı döneme bağlı olarak okulda, aile içinde, arkadaşlık ilişkileri, iş ve toplumsal yaşam gibi alanlarda bir takım zorluklar yaratır.
   

DEHB’nin farklı tipleri var mıdır? 

DEHB  hem aşırı hareketlilik dediğimiz hiperaktivite hem de dikkat eksikliği belirtileriyle karşımıza çıkmakla birlikte, sadece dikkat eksikliği belirtilerinin belirgin olduğu ya da sadece hiperaktivite belirtilerinin belirgin olduğu durumlarlada de karşımıza çıkabilmektedir.

  • Öncelikle aşırı hareketliliğin yani hiperaktivite belirtilerinin belirgin olduğu tip
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerinin bir arada görüldüğü tip (En sık)
  • Öncelikle dikkat eksikliği belirtilerinin daha belirgin olduğu tip (Kızlarda en sık)
     
DEHB ne sıklıkla görülmektedir?


 

  • DEHB okul dönemi çocukların %5- 7’sinde görülmektedir.
  • DEHB çocukluk döneminde başlar ve genellikle (%60-%70) erişkinliğe kadar sürmektedir.
  • Erkek çocuklarda kızlara göre 4 kat daha fazla görülür.
  • DEHB yetişkinlerde %2-4 oranında görülür.
    .

DEHB belirtileri nelerdir?
 
Çocukluk döneminde Dikkat Eksikliği Bozukluğuna bağlı olarak genel olarak aşağıdaki durumlar görülmektedir:

  • Dikkatinin dağılması sonucu ders dışındaki şeylerle uğraşmak Örnek; Arkadaşlarıyla konuşma, dışarı bakma, kağıt-silgi-kalem gibi eşyalarla amaçsızca oynamak sayılabilir
  • Dersleri esnasında güçlük ya da çabuk sıkılma, çevresel uyaranlarla dikkatin çabuk dağılması,
  • Uzun süre zihinsel beceri gerektiren durumlarda hiç başlayamamak ya da bu işleri yapmakta zorlanma
  • Ders esnasında sık sık hayallere dalmak ya da dalgınlık,  söylenenleri dinlemiyor gibi görünme,
  • Fark edilir bir şekilde dağınıklık, plansızlık ve ya düzensizlik,
  • Detayları gözden kaçırma,
  • Ödevleri yapmak istemem ya da gelişigüzel yapma,
  • Eşyalarını sık kaybetmek, ödevlerini yapmayı ve eşyalarını getirip götürmeyi unutmak,
  • Öğrendiklerini çabuk unutmak yani kısa süreli bellekten, uzun süreli belleğe atamamak,
  • Verilen yönergeleri takip etmekte güçlük yaşanması,
  • Evde ders çalışmamak için fiziksel bahaneler bulmak. Ör; Karnım ağrıyor, başım ağrıyor, acıkma, tuvalete gitmek gibi bahaneler.
  • Ödevleri vaktinde tamamlayamadığı için okula gitme konusunda isteksizlik,
  • Sadece ilgi duyduğu şeyleri yapma, sorumlulukları arasında olan fakat ilgisini çekmeyen ya da hoşlanmadığı şeyleri yapmakta isteksiz davranma, Örnek; Ödev yapma, oda toplama, diş fırçalama
  • Ev içinde ya da dışında gerekli olan kuralların öğretilmesinde zorluklar yaşama.
     

Çocukluk döneminde Hiperaktivite ve Dürtüselliğine bağlı olarak çocuklarda genelde neler gözlenir?

  • Oturduğu yerde duramazlar, sürekli kıpırdarlar, hareket halinde olurlar,
  • Çevresindeki arkadaşlarını rahatsız ederler, kurallara uymakta sürekli ikaz gerekir, sınıf düzenini bozarlar,
  • Çok konuşurlar, karşısındakinin konuşmasını keserler, sırasını bekleyemezler, sabırsız olurlar, 
  • Düşünmeden hareket ederler,
  • İsteklerini ertelemekte zorlanma,
  • Hataları sık tekrarlarlar,
  • Sakin bir şekilde oynamakta ve ya serbest zaman etkinliklerine katılmakta problemler,
  • Çabuk arkadaşlık kurduğu halde arkadaşlıklarını sürdürmede problemler yaşarlar,
  • Ağlama çabuk sinirlenme ve sevinme gibi değişken ruh hali sergilerler
DEHB Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu çocukları nasıl etkilemektedir
 
          

Dikkat eksikliği nedeniyle derslerini dinlemekte, anlamakta ve çalışmakta zorlanan çocuklar eğitim hayatları boyunca kapasitelerinin altında bir akademik başarı göstermek durumunda kalacaklardır. Bazen bu belirtiler ilkokula yeni başlayan çocukların okuma yazma öğrenmesini güçleştirebilecek düzeyde sorunlar yaratabilmektedir. 
 
             Kapasitesinin altında akademik başarı gösteren bu çocuklar zaman içinde, eğer yeterli düzeyde sorumluluk duygusuna sahip değilse ders dinleme ya da ders çalışma süreci çok zor ve sıkıcı bir hal almaya başlayacaktır. 
Belli bir süre sonra ders dinleme ya da ders çalışma süreci çocuğa işkence gibi gelmeye başlayacağından dolayı okula gitme konusunda belirgin isteksizlik yaşayacak ve ders dışında başka şeylerle uğraşacaktır. 
 
              Evde, ders çalışmamak için “karnım ağrıyor”, “tuvaletim geldi” ,“susadım”, gibi fiziksel bahaneler üreterek ya dersten kaçmaya çalışacaktır ya da dersleri hızlı ve özensiz bir şekilde yapacaktır.
              Bunların sonucunda başarılı olamadığını gören çocuk bir süre sonra da, başaramıyorum diyerek okulu ve dersleri önemsememeye başlayabilecektir. 
 
              Çocuk sorumluluk duygusuna sahipse, yaşadığı dikkat probleminden dolayı akranları kadar başarılı olmak için onlardan daha fazla ders çalışmak zorunda kalacaktır. Arkadaşlarının bir saat çalışarak elde ettiği başarıyı kendisi iki ya da üç saat daha fazla çalışarak ancak elde edebilecektir. Zamanla derslerin zorluk derecesi ve yoğunluğu artmaya başlayınca arkadaşlarından daha çok çalışsa bile onlar kadar başarılı olamadığını görecektir. 
 
              Bu başarısızlık duygusu hem çevrenin hem de kendisinin, kendisi hakkında olumsuz düşünmesine ve çocuğu olumsuz değerlendirmesine yol açabilecektir.  
 
             Zamanla artan “yapamayacağım, başaramayacağım” gibi olumsuz düşünceleri ve değerlendirmeleri, hem çocuğun öz güveninin belirgin derecede azalmasına neden olabilir hem de performans- sınav kaygısı gibi, çocuğun çok çalışsa da bunun karşılığını tam olarak almasına engel olabilecek kaygı bozukluklarına yol açabilir. Yoğun kaygı yaşayan çocuk mücadeleyi tamamen bırakma yoluna gidebilir. Akademik potansiyelini tam olarak gösteremeyebilir
 
 
              Hiperaktivite ve dürtüselliğe bağlı yaşanan sorunlar ise çocuğun sosyal uyumunun ciddi anlamda bozulmasına yol açacaktır. 
 
              DEHB olan çocuklar, arkadaşlarıyla hızlı bir şekilde uyum sağlamasına rağmen; arkadaş ortamında devamlı olarak kendisinin istediği gibi hareket etmeyi istemesi, arkadaşlarının oyununu bozması ve çabuk sinirlenmesinden dolayı arkadaşlarına sözel ya da fiziksel güç kullanabilir,Kurulan bu arkadaşlıkları sürdürememe ve bir süre sonra da bu arkadaşlıklarının sona ermesiyle karşı karşıya kalacaklardır. Bunun gibi sorunların sık olarak yaşanmasına bağlı olarak da hiçbir arkadaşı kendisi ile oynamak istemeyeceği için devamlı dışlanan bir çocuk haline gelebilir. 
 
              Benzer şekildeki olumsuz davranışları nedeni ile kendisi için önemli olan büyüklerle de (anne-baba, öğretmen ve diğer aile büyükleri) olumlu ilişkiler kuramayabilir. Devamlı olarak ya yaptığı olumsuz davranışlardan dolayı ya da yapması gereken fakat yapamadığı olumlu davranışlardan dolayı okulda öğretmen, evde ise anne-baba ve diğer büyükler tarafından kızılan, bağırılan, horlanan,  cezalandırılan, yani olumsuz olarak etiketlenen çocuk konumuna gelebilir. İhtiyacı olan olumlu geri bildirimlerden yeterince yararlanamama riski ile karşı karşıya kalırlar. Oysaki olumlu geri bildirimlerle yeteri kadar desteklenemeyen ve beslenemeyen çocuğun normal kişilik gelişimi olumsuz etkilenmeye başlar. 
              
              Bu çocukların bir kısmı yaşadığı olumsuz tutum sonucunda, zaman içinde ciddi özgüven eksikliğiyle beraber daha saldırgan, daha sinirli ve daha öfkeli davranabilirler. Bir kısmı da bunun tam tersine tamamen kendi halinde, içine kapanıp, öz güveni olmayan bir tutum sergileyebilirler. Bu özelliklere sahip çocuklar zamanla, kendi yaşamlarında daha fazla stresle karşı karşıya kalacakları ve bu stres faktörleriyle baş etmede yeterince başarılı olamayacakları için, diğer çocuklarla karşılaştırıldığında daha fazla depresyon, kaygı bozukluğu, davranış bozukluğu gibi psikiyatrik sorunlarla karşılaşabilirler.
 
           Not: Bir çocuğun psiko-sosyal açıdan sağlıklı ve kendine güvenen bir yetişkin olabilmesi için en önemli olan şeylerden birincisi, ailesi tarafından kayıtsız şartsız kabul görmesi, sevilmesi ve değer verilmesidir, ikincisi ise kendisi için önemli olan büyükler tarafından yeterli düzeyde olumlu geri bildirimlere beslenebilmesidir. Bir çocuğun olumlu geri bildirimlerle beslenebilmesi için gerekli olan şeylerden birincisi, çocuğun yapısal olarak olumlu şeyler yapmaya yatkın birisi olması, ikincisi de çocuğun olumlu şeyler yapabilmesi ya da olumlu özellikler kazanabilmesi için büyükler tarafından fırsatlar yaratılmasının yanınıda, çocuğun yaptığı bu olumlu şeylerin büyükler tarafından fark edilerek çocuğu takdir ederek olumlu geri dönütler verilmeisidir.

Ergenlik döneminde DEHB belirtileri
  • Dikkat eksikliği belirtileri çocukluk dönemindekine benzer şekilde devam edebilir.
  • Unutkanlık, dalgınlık, dağınıklık,
  • Derslere karşı ilgisizlik, çok çalışmasına rağmen kendisinden beklenen performansı sergileyememe,
  • Çabuk sıkılma,
  • Çabuk pes etme,
  • Hiçbir şeyden memnun olmama ve şikayet halinde olma,
  • Sorumluklardan kaçma.

Hiperaktivite bağlı belirtiler ergenlik döneminde genel olarak çocukluk dönemiyle aynı şekilde görülebilmekle birlikte, hiperaktiviteye bağlı belirtiler farklılıklar gösterebilir.

Devamı...
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ, DİSLEKSİ

Çocuğunuz zekâsı normal ama akademik başarısı düşük mü?

Özgül öğrenme güçlüğü nedir?

Çocuğun kronolojik yaşı, zekâsı ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda; okuma, matematik ve yazılı anlatım konularında , yaşıtlarına kıyasla daha geride olmasıdır.

Özgül Öğrenme Güçlüğü terimi, “disleksi” (okuma alanında güçlük), “disgrafi” ( yazı alanında güçlük) ve “diskalkuli” (matematik alanında güçlük) terimlerini kapsayan şemsiye bir terimdir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü; duyusal, motor duyusal alandaki özürlerden, zeka geriliğinden, yaygın gelişimsel bozukluklardan, fırsat eksikliği, yetersiz öğrenim gibi okula ilişkin zorluklardan, kültürel etkenlerden, duygusal bozukluk ve iletişim bozukluğundan, çevresel etmenlerden ekarte edilerek tam ayırt edilmelidir.

Öğrenme güçlüğü, erken dönemde ve doğru eğitim müdahalesi yapıldığında etkinliği azaltılabilecek bir bozukluktur.

Belirtileri Nelerdir?

Okul öncesi dönemde belirtileri nelerdir?

1.Konuşmanın gecikmesi dil ve konuşmanın bileşenleri olan bozukluklar ;Kendini ifade etmede güçlük, telaffuz etmekte güçlük problemleri, kelime dağarcığındaki sınırlılıklar, bir şey anlatırken zorlanma, az konuşma

2.Kavram gelişiminde sınırlıklar; kalın-ince, Küçük-Büyük, üst-alt, iç-dış, önce-sonra gibi kavramları karıştırma

3.Motor gelişimde sınırlılıklar; öz bakım becerilerinde güçlük, düğme iliklemeyi öğrenememe, sakarlık, derse karşı isteksizlik

İlkokul dönemine görülen belirtiler:

1.Akademik başarı: Zekâları normal olmasına karşın akademik açıdan başarısızlık yaşarlar. Başarı durumu değişiklik gösterir, bazı derslerde başarısı normal/normal üstü iken, bazı derslerde düşük olur.

2.Okuma –Yazma; Disleksisi olan çocuklar, birinci sınıfta okumayı öğrenirken zorlanırlar ve gecikirler. İlerleyen sınıflarda ise okumaları hızı ve niteliği açısından yaşıtlarından geridirler. Bazı harflerin seslerini öğrenemeyebilir, harfin şekli ile sesini birleştiremeyebilir, kelimeleri hecelerken ya da harflerine ayırırken zorlanabilir, sınıf düzeyinde bir parçayı okuduğunda anlamakta zorlanır fakat başkasının okuduklarını daha iyi anlayabilir. Birinci sınıfta yazmayı öğrenmede zorlanırlar ve gecikirler.

3.Bazı harf, rakam ve kelimeleri ters yazar ya da karıştırabilirler. “Çak” yerine “kaç”, “ev” yerine “ve”, “kapa” yerine “kaba”, b-d, m-n, ı-i, 6-9, d-t, ğ-g gibi. Yazmada bazı harfleri, heceleri atlar ya da ekler, sınıf düzeyine göre  imla ve noktalama hataları yapabilir, küçük-büyük harf, noktalama, hece bölme hataları, yazarken kelimeler arasında hiç boşluk bırakmaz ya da bir kelimeyi iki-üç parçaya bölerek yazabilirler.

4.Yaşıtlarına kıyasla el yazıları okunaksızdır, daha yavaş yazarlar, tahtadaki yazıyı defterine çekerken ya da öğretmenin okuduğunu defterine yazarken zorlanırlar.

5.Sayısal Beceriler: Sayı ve matematik sembollerini öğrenmede güçlük çekebilirler. Bazı aritmetik sembolleri öğrenmekte zorlanabilir. Sınıf düzeyine kıyasla çarpım tablosunu öğrenmekte geri kalırlar.

6.Dört işlemi yaparken daha yavaştırlar. Problemi çözüme götürecek işleme karar vermede güçlük yaşarlar, yaşına uygun seviyedeki matematik problemlerini yaparken otomatik olarak tepki vermekte sınırlılık yaşarlar.

7.Diğer alanlar: Sol-sağ, doğu-batı, kuzey-güney kavramlarını öğrenmede zorlanabilirler. Zamana kavramlarını (dün-bugün, önce-sonra, gün, ay, yıl, mevsim gibi) karıştırırlar. Hangi aydayız diye sorulunca çarşamba, hangi mevsimdeyiz diye sorulunca mart diyebilirler. Saati öğrenmekte zorlanırlar.

8. Haftanın günlerini, ayları, mevsimleri doğru saysa bile özel soru sorulduğunda (cumartesiden önce hangi gün gelir, nisandan sonra hangi ay gelir, haftanın dördüncü günü hangisidir gibi) yanıtlamazlar ya da yanlış yanıtlarlar.

9. Top oyunu, ip atlama, ayakkabı bağlama gibi motor becerilerde yaşıtlarına oranla beceriksizdirler. Sakarlık vardır, çok düşerler, yaralanırlar, istemeden bir şeyleri kırarlar.

10. Ebeveyn olmadan çalışma alışkanlığı gelişmemiştir. Öğrenme stratejileri eksiktir. Nasıl bir yöntemle çalışacaklarını, nasıl daha fazla bilgi edineceklerini ve öğrendiklerini nasıl hatırlayacaklarını bilemezler.

Nedenleri

1.Doğum esnasında oksijensiz kalma ya da doğumun güç olması,

2.Annenin hamilelikte sigara içmesi, ayrıca alkol ve uyuşturucu madde kullanımı,

3.Yetersiz beslenme, bilinçsiz ilaç kullanımı.

4.Metabolik beyin hastalıkları, menenjitler ya da kulak enfeksiyonları,

5.Çevresel faktörler

Nasıl Tedavi Edilir?

ÖÖG ömür boyu devam edebilen bir bozukluktur. Bu durum tedavi edilmez ve doğru yönetilmezse zamanla çocukta bir takım psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özgüven problemleri, kaygı bozukluğu, depresif bozukluk……

Tedavide çocuğun gelişimini yetersiz kılan psikolojik sürecin ya da süreçlerin  düzeltilmesi gerekmektedir.

Eğitim; görsel, işitsel, dokunma ve kinestetik algının geliştirilmesini, bu algılara ait ayrımlaştırma bunun yanı sıra dikkat ve bellek, ardışıklık yeteneklerinin arttırılmasını, motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir.

Bunun yanı sıra fonetik farkındalığın arttırılması, dinleme becerileri, konuşma, okuma, yazma, dil becerilerinin geliştirilmesi, kavram ve düşünme süreçlerinin gelişiminin desteklenmesi eğitim sürecinin içinde yer almaktadır.

Yukarda bahsedilen farklı algıları destekleyici ya da iyileştirici bu çalışmalar, akademik becerilerin eğitimi ile birlikte verilmektedir.

Bunların dışında çocukların doğal ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi için gerekli çalışmaların yapılması önemlidir. Eğitimin bireysel derslerin yanı sıra aileler tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların ailelere öneriler

1.Kabüllenme süreci ne kadar erken başlarsa tedavi planlaması o kadar güzel ilerler

2.Öğrenme güçlüğünün beyindeki yapısal, işlevsel bir sorundan kaynaklandığını unutmayıp başarısızlıktan dolayı çocuğu suçlamayın.

2.Eğitimde kazandığı becerileri evde evde önce doğal yöntemlerle sonra yapılandırılmış ortamlarda pekiştirin.

3.Bu çocukların bir şeyi yaparak ve yaşayarak çok daha iyi öğrendiğini hatırlayalım.

4.Çocuğunuzun güçlüğü hakkında okulu ve öğretmenlerini ile işbirliği içinde olun

5.Özel öğrenme güçlüğünün eğitim yoluyla tedavisinin uzmanlık gerektirdiğini unutmayın.

6.Yapacağı işler konusunda çocuğunuzu motive edin

7.Eğitimi tüm alanlarda güçlük düzeyi ilkesine göre basit işlerden başlayarak onun zoru başarmada istekli olmasını sağlayabilirsiniz.

8.Çocuğunuzun yerine ödev yapmayın ama gerekli durumlarda ona yardımcı olun

9.Gölge öğretmen ile çocuğunuza yardımcı olabilecek lise mezunu ya da üniversite öğrencisi abla/ ağabeyden günlük ödevler için destek alabilirsiniz.

10.Okuma saatleri planlayıp, başlangıçta 10 dakikalık oturumlar ardından sevdiği etkinlik süreç içerisinde okuma sürelerini arttırın.

11.Yüksek sesle okumasını isteyerek hatalarını ve okumasını dinlemesini sağlayın

12.Kurallar konusunda kararlı ve tutarlı olun. Çocuğun öğrenme güçlüğünün olması onun kuralları öğrenemeyeceği anlamına gelmez.

13.Eğitsel tedavi, uzun zaman sonra sonuçlarını alabileceğiniz bir tedavidir.
Bu nedenle sabırlı olun. Tedavi süresince halen yapamadığı şeylere odaklanmak yerine yapabildiklerini görmeye çalışın ve çocuğunuzla bunları paylaşın.

Devamı...
SESLETİM BOZUKLUKLARI

Sesletim konuşma sesi nasıl çıkartılır sorusunun cevabıdır. Sesletim dil, çene, dişler, dudaklar, damak ve vokal kıvrımlar vasıtası ile ile gelen hava akımı aracılığıyla oluşturulmaktadır.

Sesletim bozukluğunda sesler;

Atlanabilir; hak yerine ak
Yer değiştirebilir; kedi yerine tedi
Bozulabilir; nermin yerine nazal yani hırıltılı bir nermin
Çocukta /r/ sesi olmadığında kara yerine kaya der.

Sesletim probleminde her bir sesin üretimi hızlı bir şekilde öğretilmekte ve ortalama 2 ile 4 hafta içerisinde hayata genellemesi sağlanmaktadır.

Ses Bilgisel (Fonolojik) Bozukluk

Sesbilgisel bozukluklar, konuşmada dilin kurallarına ait bilgiyi edinme güçlüğü olarak tanımlanır. Çocuk kelimeyi üretir fakat anlaşılır olmaz. Gelişimsel sesbilgisel bozukluklar, çocuklarda okumada ve yazmada güçlükler görülmesinde neden olabilir.

Fonolojik bozukluk için örnekler;

Çocuk  “gol” yerine “dol” der ya da ‘kaş’ yerine ‘taş’ der(Önleştirme).

Çocuk ‘süt’ yerine ‘düt’ ya da ‘fare’ yerine ‘pare’  der(Duraklaştırma) 

Artikülasyon Bozukluğu ve Fonolojik Bozukluk Arasındaki Önemli Farklar

Sesletim bozukluğunda güçlükler konuşma sesi ile ilişkili iken fonolojik bozuklukta güçlükler fonemlerin dile özgü fonksiyonlarını ile ilişkilidir. Fonolojik bozuklukta birey fonemi üretebilir fakat içerikte uygun olarak kullanamaz. Artikülasyon problemlerinde hatalar daha periferiktir. Fonolojik problemlerde ise problemler santral kaynaklı olur. Fonolojik bozukluğu olan bireylerin %65 inde dil bozukluğu görülürken artikülasyon bozukluğunda dil problemi eşlik etmez.

Yazar

Uzmn Dil Konuşma Terapisti

Tuğçe Gül Üzümcü

Devamı...
AKICILIK BOZUKLUKLARI


Akıcılık bozukluğunda; sesleriz, hecelerimiz, kelimelerimiz ve ifadelerimizdeki tekrarlar,  hızımız ve konuşma ritmimizdeki anormallikler yani konuşmamızın akışındaki kesilmelerdir. Bu duruma gerginlik, kaçınma davranışı, ayak vurma el vurma gibi ikincil davranışlar da eşlik edebilir. Akıcılık son yıllarda artık beyinde var olan bir şey olduğu kabül edilmektedir.


Kekemelik Deyince Ne Anlıyoruz?

Kekemelik, en sık karşılaşılan akıcılık bozukluğu olup, farklı formları (duraklı, tekrarlı, uzatmalı, , ünlemler) ile konuşmanın ritminde veya akışında kesilmeler veya duraklamalar ile bölünmeye uğramasıdır. Ayrıca, olumsuz tepkiler, fiziksel gerginlik,  kaçınma ya da genel olarak iletişimden uzak durma ikincil davranış olarak ta eşlik edebilir. Yapılan kekemelik terapisi ile kekemelik şiddeti azalır böylelikle ikincil davranışlarda kendiliğinden azalacaktır. Kekemelik sıklıkla çocukluk çağında başlar ve bazı durumlarda, yaşam boyu devam eder. Ayrıca heyecanın yani toplumsal boyutun kekemeliği tetiklediği de sıklıkla karşılaşılan tablodur.

Çocuklarda Kekemelik Nasıldır?

Çocuk çağı kekemelik sıklıkla 2-2,5 yaşında başlar. Kekeme çocukların %95’i 5 yaşından önce kekelemeye başlar. Çocukluk çağındaki kekemeliğin %80’i kendiliğinden düzelebilmektedir. Dolayısıyla ülkemizde çocuk dönemi kekemelik sıklıkla gelişimsel kabul edilip müdahale maalesef edilmemektedir. Modenr yaklaşımlarda çocuk çağı kekemelikte modern terapi teknikleri uygulanması faydalı olacaktır.

Kekemelik Terapisi Nasıldır?

Kurumumuzda çocuk ve yetişkinlerde modern  kekemelik terapi yöntemleri uygulanmaktadır.(Lidcomebe, Akıcılığın Şekillendirilmesi, Ritim metodu, Dile dayalı Yaklaşımlar vb, Daf, Davranış yönetimi) Yapılan  araştırmalara göre kekemelik terapi yöntemlerinin birbirlerine göre anlamlı farklılık göstermediğini ortaya konmuştur. Bu sebeple kekemelik terapi yöntemimden daha çok dil konuşma terapistinin kullanıldığı terapi yöntemini nasıl uyguladığı önem kazanmaktadır.

Hızlı  Bozuk Konuşma  Nedir?

Hızlı bozuk konuşma; konuşmamızın anormal bir hızda yüksek olması ya da düzensiz bir yapısının olması veya her durumun birden görüldüğü akıcılık bozukluğudur.

Hızlı Bozuk Konuşma Nasıl bir yapıdadır?

1) Dil konuşma terapistleri bu durumu ‘makineli tüfek’ konuşması olarak adlandırır.

2) Düzensiz, anlaşılmakta güçlük çekilen hızlı konuşma, sıklıkla konuyla ilgisiz sözcük veya ifadeler içerir.

3)Bitirilmeyen kelimeler, bütün kelime tekrarı, bazen kelimenin son hecesinin tekrarı hızlı bozuk konuşma da  karşılaşılan durumlardandır.  Ayrıca yanlış sesletim, düzgün olmayan bir hız,  ve ifadesinden emin olamama de eşlik edebilir.

Hızlı bozuk konuşması olan kişilerde aşağıdaki durumlardan biri ya da birkaçı olabilir.

Kişiler tarafından uyarılmadıkları sürece hızlı konuşmalarının farkında değildirler.

Düşünceleri organize etmede zorluk
Özensiz el yazısı
Öğrenme güçlüğü
İşitsel işlemleme bozukluğu
Otizim Spekturum Bozukluğu/Asperger Sendromu


Kekemelik Hızlı Bozuk Konuşmada Kullanılan Müdahale Yöntemleri Nelerdir?

Kekemelikte kullanılan müdahale yöntemleri uygulanmaktadır.

Yazar

Uzmn Dil Konuşma Terapisti

Tuğçe Gül Üzümcü

Devamı...